9 Şubat 2012 Perşembe

Sen yokken.

Sen yokken,
Kelimeleri birbirine bitiştirip bir ip yaptım,
Yüzlerce kez kalın yazdım.
Kalın, kalın, kalın, kapkalın!


Kalının sağından, sonra solundan doladım kalemi,
Üzerine bir ilmek karaladım.
Kelimeleri birbirine bitiştirip kalın bir ip yaptım,
Kendimi astım...

İntihar ettim kelimelerimle,
Kelimelerimle can verdim,
Kelimelerime kıydım.

Sen yoktun...



Benim olan yarısını, diğer yarısına yama yapıp bir bütün oluşturmaktı amacım, hayatı...
Dikişleri patladı, tutmadı savruldum. Durup düşünmek fayda etmedi sürüklendikçe sürüklendim nerede olduğumu farkettiğimde keşkeler doldurdu satır aralarımı, paramparça edip yok ettğime inandığım bütün o kötü şeyler koca koca bloklar olup omuzlarıma yüklendiler, güçsüz kalıp altlarında ezildim ama yok olmadım, vazgeçmedim. Taki bu geceye dek, ölümün tadını merak ettiğimi hatırlamıyorum, kokusunu. Sıcak olduğunu biliyorum belki de soğuktur, tatlı mı yoksa acımı ? parmağın kesilir ya hani en insani reflekslerden biridir o an kesik parmak ağıza girer birden iki dudak arasında emilir, tadı demir gibidir bilen bilir, küçükken dişlerim kırılmıştı, kan dolmuştu ağzıma, sonra ameliyat olurken ağzıma soktukları o garip aletlerden birinin tadı, aynı tad, kan. Ölümün tadıda aynı mıdır? en pişman olduğum anları hatırlıyorum o an hissettiklerimle bir alakası olabilir mi, benzer bir his sarar mı can çekişen bedeni mi? pişmanlık hissi mi yarım kalanlar mı ? ne olabilir nasıl? Kaç dakika sürecek ruhumu teslim etmem? unutulmam kaç gün sürer, ardından annem ne zaman gülümser? hayatın başı, ortası, sonu , soru soru soru! aklımı kaçırıyorum, bu çok fazla, hayat benden gizlediği ellerini nerede saklıyor? merak ediyorum...

RF

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder