4 Nisan 2011 Pazartesi

Kağıttan Kanatlar.



Hep güzel şeyler olsun istedim, hayaller kurdum ikimiz için, kedimiz vardı,
Penceremizin önünde sardunyalar, kapıdaki paspas, duvardaki çerçeve, fotoğraflarımız ve ilk buluştuğumuz günde kalmış,kalacak, kalamayan takvim yaprağı, olmadı, olamayan,olamayacak olanlar için üzgünüm... Şimdi sadece kağıttan kanatlar, hayal kırıklıkları ile çıplak ayaklarım. Yarın daha az üzüleceğim belki, sonraki gün biraz daha az.... Bana inanmanı çok istedim, Hep güzel şeyler olsun istedim.





Karton ve mukkavvadan kemikleri olan kağıttan kanatlar yapıyorum.

Parmaklarıma yapıştırıcı bulaştı ama olsun.

Hayal kırıklıkları tepesi diye bir yer varmış,

Kan kırmızısı, kan kokan...

Azimle en tepeye çıkabilirsen eğer,

Tepeden esen rüzgara kapılıp kağıt kanatlarla dilediğince süzülebilirmişsin,

Nereye gitmek istersen oraya...

Tek koşul çıplak ayaklarla tırmanmakmış diye duydum,

Tepeye tırmanmaya çalışanların çoğu dayanamıyor,

Ya en baştan vazgeçip geri dönüyor ya da yarı yolda canından oluyormuş...

Çünkü kırık hayaller ayakları parçalar kan revan içinde bırakırmış,

Sonunda tepeye ulaşamadan kan kaybından olduğun yere yığılıp kalırmışsın...

Başarabilen yok mu diye sordum,

Elbette var dediler, kimsenin bilmediği kimselermiş onlar...

Sadece, karton ve mukavvadan kemikleri olan kağıttan kanatlarla,

Hayal kırıklıkları tepesinden süzülebilmeyi başaranlar tanırmış birbirini ...

Denemekten başka ne yapılabilir ki?

Ayaklarımın parçalanacağını, belki de canımdan olacağımı bile bile,

Karton ve mukavvadan kemikleri olan kağıttan kanatlar yapıyorum,

Hayal kırıklıkları tepesinden süzülüp gitmek için...

RF

1 yorum: