10 Ocak 2010 Pazar

Kırmızı Tutkusu.

Bir varmış bir yokmuş diyarın birinde çok güzel bir prenses yaşarmış, gokyuzunun en parlak gecelerinde gerdan gibi dizilen o yıldızlardan daha ışıltılı gülüşü ipek kumaşlardan daha yumaşak teni masmavi gözleri... kırmızıymış onun rengi kırmızı kıyafetler saç tokaları papuçlar cazibenin tutkunun şehvetin rengi kırmızının her tonunun dört bir yanı sardığı muhteşem sarayının toz pembe kadife minderli odasında uyurken ansızın yangın çıkıvermiş bir gece...

Prenses olduğu yerde kalakalmış...
yetişip yangın tamamen söndürüldüğünde kral ve kralice feryat figan ağlamaktaymışlar, kraliçe güzel prensesim böylesine trajik bir ölüm ona hiç yakışmadı diye dövünürken kral falcıyı ayağına çağırarak kızının bu korkunç ölümünün bir sırrı olup olamayacağını sormuş?

Falcı cevaplamış:
Bildiğiniz gibi kızınız kırmızıyı çok severdi kralım, aslında alevlerin ortasındayken ölümün farkında bile değildi kaçmak yerine alevlerin sihirli kırmızısına aşık olup olduğu yerde kala kaldı...

O gunden bu gune kimileri kırmızının uğursuzluk getirdiğine inanır ve ondan uzak durmayı seçerken kimileri ise tıpkı prenses gibi kırmızı kıyafetler saç tokaları papuçlar aklımıza gelebılecek ne varsa tum ıhtışamıyla kırmızıyı yaşarlar kendilerini kaptırıp alevlerin arasında yanıp kül olurlar bazıları ise kırmızıyı seçse bile üzerini mutlaka sıyah bir şal ile kapatırlar ve bir süre sonra üzerinde çok daha guzel gorunduğunu hissetdikleri mavi kareli gömleği giyip düğmelerini sıkı sıkıya birbirine ilikler kırmızı elbiseyi gardropta yalnızlığına terk ederler...


RF

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder