15 Ekim 2009 Perşembe

Mutluluk...

Akşam saati daha soğuktur bu mevsimde soğuk kemiklerine,
İliklerine kadar hissettirir kendini... güneş batmaktadır,
Öfkeli bir ressamın agresif fırça darbeleri,
Koyu mavi fon uzerine kızıl renkli;
Neyin kızgınlığı bu? yağmur başlar, kimin göz yaşları bunlar?

Oturduğu yerden birden bire büyük bir hızla fırlayıp koşar,
Nereye gittiğini bilmeden,
Kaçarcasına...

Koşarken ceplerinden bir şeyler düşmektedir,
Anahtar telefon bozuk para...
Umursamaz ve koşmaya devam eder. Birden elleriyle yüzünü yoklar ve gözlüğünü düşdüğünün farkına varır, sağa sola bakınır ama bulamaz, vazgeçip tekrar koşmaya devam eder...

Kulaklarını tırmalayan tren sesi...
Pembe köprü üzerindeki birbirine bitişik kitapçı dükkanları...
Tanıdık duvarlar,
O sokak lambası.
...
Kayıp bir gözlük,
Göremiyor gözleri.
Bulanık, herkes herşey...
Sadece silüetlerle dolu sirküle ilişkiler,
Yalnızlığına günaydın der her sabah...
Kendi nefesiyle ısıtır ellerini.

Farkına varır sonunda;
Meğer geceler boyu kendini tekrarlamış, tekrarlayan ve tekrarlayacak olan bir rüyaymış...
Parmağına ip bağlamış unutmamak için, ama yine unutmuş!
Yokmuş hiç olmamış ve belki de asla olmayacakmış.
Adı mutluluk.

RF

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder